Hüsamettin Oğuz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Balıkesir Kent Konseyi: Yapısal Kısıt mı, Siyasi Tercih mi?

Balıkesir Kent Konseyi: Yapısal Kısıt mı, Siyasi Tercih mi?

Kent konseyi, demokratik yönetişim tarihinin en zarif fikirlerinden biri. 1992 Rio Zirvesi’nde filizlenen Yerel Gündem 21 çerçevesinden doğan kent konseyleri, kentlerin ortak akılla yönetilebilmesi için o kentin bileşenlerinden ve paydaşlarından oluşan katılımcı bir danışma kurumu olarak tasarlandı. Türkiye’de ise 2005 tarihli 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 76. maddesiyle hukuki zemine kavuştu

Fikrin özü şu: Bir kenti yalnızca belediye yönetmez. Esnaf, akademisyen, sivil toplum, kadınlar, gençler, emekliler, sanatçılar — kenti birlikte yaşayanlar, kenti birlikte düşünmeli. Kent konseyi bu ortak düşünme alanının adı. Başarılı örneklerde bir şehrin hafızası, vicdanı ve pusulası olabiliyor.

Peki Türkiye’de ne oldu?

Yapısal açmaz: Kağıtta bağımsız, pratikte gölge

Kent konseyinin belediye veya diğer kurumların iş ve işlemlerini denetleme, müdahale etme ya da onların yerine yapma gibi herhangi bir görev, yetki ve sorumluluğu bulunmuyor. Kararlar yalnızca tavsiye niteliğinde. Bu yapısal zayıflık, tüm ülkede aynı hastalığı doğurdu. Kent konseylerinin belediyenin siyasal bağı olduğu partilerin arka bahçesi gibi kullanıldığı eleştirileri akademik literatürde de yer buluyor. Niceliksel artış hız kazanmış, ancak demokratik katılımı ve geniş temsili önceleyen güçlü kurumsal yapı bir türlü oluşturulamamış.

Yani sorun Balıkesir’e özgü değil ama Balıkesir bu sorunun iyi bir örneği.

Balıkesir Kent Konseyi: Tablo ne söylüyor?

Balıkesir Kent Konseyi son yıllarda aktif görünüyor. Mevcut dönemde 5 meclis ve 11 çalışma grubuyla çeşitli projelere imza atıldı; belediye başkanının önerisiyle Emekli Meclisi, Çevre Meclisi ve Çocuk Meclisi kurularak meclis sayısı yediye çıkarıldı. Bunlar gerçek. Kaz Dağları biyoçeşitlilik projesi, 23 Nisan Çocuk Korosu, aylık yürütme kurulu toplantıları —hepsi kayıtlarda var.

Ama tam burada durmak gerekiyor.

Bu faaliyetlerin önemli bir kısmı Büyükşehir Belediyesi etkinlikleriyle iç içe geçmiş durumda. Konser organizasyonlarında Kent Konseyi logosu, belediye açılışlarında Kent Konseyi başkanının yanı başında olması, ilçe kent konseylerinin kurulmasını Büyükşehir başkanının talep etmesi… Tüm bu tablo, kağıt üzerinde bağımsız olan, fiiliyatta ise belediyenin gölgesinde kalan bir yapıyı gözler önüne seriyor.

Ve asıl soru şu: Son birkaç yılın faaliyetlerini alt alta koyduğunuzda onlarca etkinlik görüyorsunuz paneller, çalıştaylar, ziyaretler, toplantılar, fotoğraf kareleri. Peki bunlardan kaç tanesi belediye yönetiminin hatalı bir uygulamasını eleştirdi? Kaç tanesi kent adına ciddi bir kamuoyu oluşturdu? Kaç tanesi şehir hafızasında kalıcı bir iz bıraktı?

Başkanlık meselesi ve bağımsızlık testi

Kent konseyi başkanlığı, bu yapının can damarı. Bağımsız bir kent konseyi başkanı, belediyeyle işbirliği yapabilir ama gerektiğinde karşısında da durabilir. Belediyenin uzantısı haline gelmiş bir başkanlık ise konseyi süslü bir danışma panosu olmaktan öteye taşıyamaz.

Balıkesir özelinde sorulan soru şu: Belediye yönetiminin aktif bir parçası olan ya da onunla organik bağı bulunan bir isim, kent konseyi başkanlığı görevini ne kadar bağımsız yürütebilir? Bu soru yalnızca Balıkesir’e özgü değil, Türkiye’nin birçok kentinde soruluyor. Ama Balıkesir’de yanıt verilmesi gereken bir soru olarak ortada duruyor.

Kent konseyi mi başarısız, yoksa konseyi yöneten mi?

İkisi birden ama farklı biçimlerde.

Sistem başarısız, çünkü tavsiye niteliğindeki kararların bağlayıcılığı yok; belediye, konsey görüşlerini dikkate almak zorunda değil. Bu yapısal çarpıklık, en iyi niyetli konsey yönetimini bile sonuçsuz bırakabiliyor.

Konseyi yönetenler de başarısız olabilir ama farklı bir suçla: Yapısal kısıtları bahane ederek gerçek bağımsızlık iddiasından vazgeçmek. Çünkü tavsiye bağlayıcı olmasa da kamuoyu baskısı bağlayıcıdır. Bir kent konseyi, belediyenin yanlış bir uygulaması karşısında net ve kamuoyuna duyurulan bir görüş bildirirse bu bağlayıcı olmasa da yönetimi zorlar. Sessizlik ise tam tersi: Onay demektir.

30 Haziran Genel Kurulu için sorulması gereken sorular

Genel kurulda delegeler sandığa gitmeden önce şu soruları sormak gerekir:

Önümüzdeki dönemde seçilecek başkan, belediyeyle işbirliği yapabildiği kadar eleştiri de yapabilecek mi? Kent konseyi meclisleri kendi gündemlerini mi belirliyor, yoksa belediyenin etkinlik takvimine mi uyum sağlıyor? Üretilen raporlar ve tavsiye kararları belediye meclisine gerçekten taşınıyor mu, kamuoyuyla paylaşılıyor mu? Balıkesir’in kronik sorunları kentsel dönüşüm baskısı, kıyı tahribatı, tarihsel dokunun kaybı, gençlerin şehri terk etmesi bu konsey gündemine ne zaman ve nasıl girdi?

Potansiyel hâlâ yerinde duruyor

Kent konseyi fikri çürümedi. Potansiyel hâlâ burada. Kentli hakları, sürdürülebilir kalkınma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım bunlar soyut değerler değil, iyi işleyen bir kent konseyinin günlük pratiği olabiliyor.

Balıkesir Kent Konseyi’nin önünde gerçek bir seçim var: Büyükşehir’in kültür-sanat etkinliklerinde fotoğraf çektirilen onursal bir kurum olmak mı, yoksa şehrin gerçek sorunlarını gündemine alan, belediyeyi rahatsız edebilen, vatandaşı temsil eden gerçek bir ortak akıl zemini olmak mı?

30 Haziran bu soruya verilecek yanıtın başlangıcıdır. Ya da yeni bir ertelemenin.

Balıkesir Kent Konseyi: Yapısal Kısıt mı, Siyasi Tercih mi?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter