Hüsamettin Oğuz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Balıkesir: Potansiyel mi, Paradoks mu?

Balıkesir: Potansiyel mi, Paradoks mu?

Bir şehrin neden gerçek zıplamasını yapamadığı ve nasıl yapabileceği üzerine;

Sahip Olduğumuz Miras

Türkiye’de kendi topraklarında iki ayrı denizi tutan bir avuç il vardır. Balıkesir bunlardan biridir. Kuzeyinde Marmara, batısında Ege; toplamda 291 kilometre kıyı şeridi ve 22 mavi bayraklı plaj. Bu sadece coğrafi bir şans değil; dört mevsim işletilebilecek, çok katmanlı bir turizm ekonomisinin ham altyapısıdır.

Ama Balıkesir’in gücü denizden çok daha derin bir yerden geliyor.

“Türkiye’yi Doyuran Şehir” unvanı boşuna verilmemiş. 390.873 hektar tarım arazisi, 44.700’ü aşkın kayıtlı çiftçi, 505.000 büyükbaş ve 1,4 milyon küçükbaş hayvan varlığıyla Balıkesir; Türkiye’nin beslenme güvenliğinde gerçek anlamda lokomotif bir il. Zeytinde, zeytinyağında, kırmızı ve beyaz ette, sütte, pirinçte ülke ortalamalarının çok üzerinde. Marmara Bölgesi’nde küçükbaş hayvancılıkta birinci il, kültür ırkı sığırcılıkta da Marmara’nın zirvesinde.

Tarımın yanı sıra yenilenebilir enerji kapasitesi de olağanüstü. Rüzgar enerjisinde Türkiye’nin önde gelen illerinden biri olan Balıkesir, artık jeotermal kaynaklı Organize Tarım Bölgeleri’yle bu enerjiyi doğrudan toprağa bağlamaya başlıyor. Türkiye’de başka hiçbir ilde olmayan üç ayrı jeotermal OTB bunun somut göstergesi.

Termal turizm mi? Türkiye’nin en fazla termal merkeze sahip ili yine Balıkesir. Doğa mı? Kaz Dağları’nın endemik türleri, Manyas Kuş Cenneti, yüzlerce kilometre trekking rotası. Gastronomi mi? Ayvalık zeytinyağı, Gönen pirinci, Susurluk ayranı, Manyas kelle peyniri, höşmerim, 50’yi aşkın yerel peynir çeşidi, her biri başlı başına bir destinasyon hikâyesi olabilecek ürünler.

Bu tabloya bakıldığında akla gelen ilk soru kaçınılmaz: Peki neden bu kadar?

Neden Yeterli Değil?

Balıkesir’in sorunu kaynak yokluğu değil. Sorun, varolan kaynakların değere dönüştürülmesindeki yapısal kırılganlıklarda yatıyor. Ve bu kırılganlıklar birbirini besliyor.

Kimliksizlik tuzağı. Balıkesir denildiğinde Türkiye’nin aklına gelen yer çoğunlukla iki ilçeden ibaret: Ayvalık ve Altınoluk. Onlarca farklı karaktere sahip ilçe, Avrupa kıyılarıyla yarışabilecek termal merkezler, dünya standartlarında coğrafi işaretli ürünler… Bunların tamamı tek bir güçlü şehir anlatısı altında toplanamamış. Marka yönetimi yoksa potansiyel de görünmez olur.

Sezonun hapsi. Turizm yoğunluğu Temmuz-Ağustos’a sıkışmış. Oysa termal kaynaklar kışın daha değerli, Kaz Dağları ilkbaharda harika, gastronomi etkinlikleri her mevsim mümkün. 12 ay çalışabilecek bir ekonomi, iki ayın üzerinden dönüyor.

Ham ürün paradoksu. Türkiye’nin zeytinini, etini, sütünü Balıkesir üretiyor ama işleme ve markalaşma büyük ölçüde başka şehirlerde gerçekleşiyor. Katma değerin asıl payı üreticiye değil, işleyiciye gidiyor. Ayvalık zeytinyağı dünyaca bilinebilecek bir marka potansiyeline sahipken, bu ürünü rafta görmek hâlâ şansa bağlı.

Süreksizlik sarmalı. İyi niyetli girişimler eksik değil. Kahvaltı festivali düzenlendi, tanıtım günleri yapıldı, “Gastronomi Şehri” çalışmaları başlatıldı. Ama bunların büyük bölümü kısa vadeli, kurumdan kuruma kopuk ve kişilere bağımlı projeler olarak kaldı. Yeni bir yönetim geldiğinde önceki emeğin üzerine kat çıkmak yerine sıfırlayıp yeniden başlamak tercih edildi. Kalıcı olmayan her girişim, şehrin güvenilirliğini biraz daha aşındırıyor.

Nitelikli insan ve girişim ekosistemi açığı. İnşaat dışındaki sektörlerde istihdam daralıyor, genç nüfus büyük kentlere göç ediyor. Girişimcilik kültürü henüz kurumsal bir zemine oturamamış. Üretim var, ama üretimi katma değere çevirecek insan altyapısı zayıf.

Ne Yapılabilir?

Balıkesir’in ihtiyacı yeni bir proje ya da yeni bir festival değil. İhtiyaç duyulan şey, her yeni yönetimle sıfırlanmayan, kişilere değil kurumsal hafızaya dayalı, tüm paydaşları aynı yönde birleştiren uzun vadeli bir strateji.

Bunun dört somut kırılma noktası var.

Birincisi, anlatı inşası. Lyon kimliğini ürün envanteri ile kurmadı. San Sebastian bunu festival takvimiyle başarmadı. Bologna “bizde de var” diyerek görünür olmadı. Bu şehirler, mutfaklarını ve üretimlerini bir kimliğe, bir hikâyeye, bir yaşam tarzına dönüştürdü. Balıkesir’in 50 peyniri var ama bu peynirler henüz tek bir güçlü anlatı altında dünyaya sunulmuyor. Coğrafi işaretli ürünlerin bir “gastronomi atlası” haline getirilmesi, bu anlatının ilk somut adımı olabilir.

İkincisi, sezon yayımı. Deniz turizmi yaz aylarına ait; ama zeytinyağı hasadı sonbaharda, termal turizm kışın, doğa yürüyüşleri ilkbaharda zirveye çıkıyor. Her mevsimin ayrı bir çekim gücü var. Bu güçleri birbiriyle örtüştürecek, ziyaretçiyi yılın farklı dönemlerine çekecek paketler ve iletişim stratejisi kurulmadan ekonomik büyüme sezonun dışına çıkamaz.

Üçüncüsü, değer zincirinin yukarı çekilmesi. Zeytin üretip ham ihraç etmek yerine zeytinyağı markası oluşturmak, zeytinyağı turizmi geliştirmek, ürünü coğrafi hikâyesiyle ihraç etmek… Bunların hepsi aynı tarlanın farklı katma değer kademeleridir. Gönen pirincinin, Balıkesir etinin, Manyas peynirinin birer marka olarak inşa edilmesi hem üreticiyi güçlendirir hem de şehrin ekonomik ağırlığını artırır.

Dördüncüsü, kurumsal sürekliliğin güvence altına alınması. Belediye, üniversite, kalkınma ajansı, ticaret odası ve sivil toplumun aynı yol haritasını paylaştığı, siyasi dönüşümlerden bağımsız çalışan bir koordinasyon yapısı olmadan yapılan her iş geçici kalır. İyi işlerin üzerine kat çıkmak, her dönem yeniden başlamaktan daha zordur ama şehir için çok daha değerlidir.

Tamam tamam, bitiriyorum:

Balıkesir’in trajedisi yokluğun değil, farkındalığın trajedisidir. Malzeme fazlasıyla mevcut; iki deniz, bereketli topraklar, olağanüstü bir gastronomi mirası, yenilenebilir enerji, termal kaynaklar, Kaz Dağları. Eksik olan şey bu malzemeyi doğru sunmak, sürdürmek ve birlikte sahip çıkmaktır.

Bir şehrin gerçek sıçraması kaynaklarla değil, o kaynakları kullanma iradesinin kökleşmesiyle olur. Balıkesir bu iradeyi kazandığı gün, elindeki potansiyelin büyüklüğü şaşırtacak.

Balıkesir: Potansiyel mi, Paradoks mu?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter