1. Haberler
  2. Genel
  3. Kayseri’den Türkiye’ye: ERVA’nın Yolculuğu

Kayseri’den Türkiye’ye: ERVA’nın Yolculuğu

7

Bu özel bir röportaj. Son derece ilham verici bir sohbet oldu diye umuyorum. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ile görüştük. ERVA “Erdemlerimizle Varız” bugün yalnızca 70 spor kulübüyle ve 17.200 sporcusuyla değil, taşıdığı soruyla da büyüyor. Bu projeyi konuştuk kendisiyle.

 

“İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir / Sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır.” Yunus Emre’nin bu eşsiz dörtlüğü, aslında eğitimin en derin ve en çok ihmal edilen gayesini haykırır. Modern eğitim sistemleri, çocukların beyinlerini bilgiyle doldurmaya, onları iyi birer meslek sahibi yapmaya odaklanmışken, insanın özüne dair o en temel soruyu sormayı neredeyse tamamen unutmuştur: “Ben kimim?” ERVA projesi, işte bu unutulan soruyu, spor salonlarının ortasına bir afiş gibi asar. “Kendini bilmek”, bu projenin kalbinde atan en hayati damardır. Spor, burada yalnızca bir fiziksel aktivite değil; tam anlamıyla bir “nefis terbiyesi” aracına dönüşür. Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Hararet nardadır, sacda değildir / Keramet baştadır, tacda değildir” sözünde ifade ettiği gibi, asıl cevher dışarıdaki gösterişte değil, insanın kendi içindedir. ERVA’nın antrenmanları, işte bu içteki cevheri parlatmayı hedefler.

Bir çocuk, minderde rakibiyle mücadele ederken aslında kendi korkularıyla, kendi zaaflarıyla ve kendi sınırlarıyla yüzleşir. Ringde aldığı her darbe, ona hayatta alacağı darbelere karşı nasıl dimdik ayakta kalacağını öğretir. Kazandığı her zafer ise, ona kibrin değil, tevazunun esas olduğunu fısıldar. Tasavvuf geleneğinde “insan-ı kâmil” yani olgun insan idealinin merkezinde, nefsini tanımış, arzularını terbiye etmiş ve yaratılış gayesine vakıf olmuş bir anlayış vardır. ERVA, modern dünyanın çocuklarına bu kadim bilgeliği, onların anlayacağı dilde, yani hareketin, terin ve mücadelenin diliyle anlatır. Çocuklar bu salonlarda sadece bedenlerini değil, ruhlarını da inşa ederler. Adab-ı muaşereti, bir büyüğün elini öperken, bir rakibini tebrik ederken, kaybettiği maçtan sonra bile başını dik tutarken öğrenirler.

 

Merhameti, yere düşen arkadaşına uzattığı el ile, adaleti ise kuralları çiğnemeden yarışmayı tamamladığında içselleştirirler. ERVA’nın eğitmenleri, aslında birer “mürşit” gibidir. Gözleri sadece fiziksel performansı değil, aynı zamanda ahlaki olgunluğu arar. Çünkü bilirler ki güçlü bir beden, erdemli bir karakterle taçlandırılmadığında, tıpkı sapmış bir ok gibi, hedefini şaşırır ve kendine bile zarar verebilir. İşte bu yönüyle ERVA, çocuklara yalnızca nasıl spor yapacaklarını değil, nasıl “insan” olacaklarını öğreten bir mekteptir.

1

 

Bu model sadece bir şehirde mi kalacak? Vali Gökmen Çiçek’e göre hayır. Çünkü bağımlılık, okul terki, yalnızlaşan gençlik bunlar Kayseri’ye özgü dertler değil; Türkiye’nin her mahallesinde yankılanan dertler. Kayseri’de bir annenin feryadıyla başlayan şey, artık Türkiye’nin gençlik meselesine dönük bir cevap arayışına dönüşüyor. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ile yaptığım söyleşide, konuştukları geçmişten çok gelecekle ilgili. Zorluklar neydi, Türkiye’ye yayılmak için ne gerekiyor, beş yıl sonra ERVA nerede olacak ve madalyayı alıp annesinin boynuna takan o gencin hikâyesi. Sayıların değil, dokunuşların muhasebesi bu.

 

ERVA’yı bugüne getirirken en büyük zorluklarınız neler oldu? Projenin daha da büyümesi ve Türkiye geneline yayılması için öncelikli olarak neye ihtiyaç duyuyorsunuz?

 

ERVA’yı bugüne getirirken karşılaştığımız en büyük zorluk, aslında bir spor projesi değil, bir kültür ve sosyal dönüşüm modeli inşa ediyor olmamızdı. Bir spor salonu yapmak, ekipman almak veya antrenör görevlendirmek belirli ölçüde mümkündür; ancak bir mahallede güven oluşturmak, ailelerin desteğini kazanmak ve gençlerde aidiyet duygusu geliştirmek zaman isteyen bir süreçtir. İlk yıllarda en büyük mücadelemiz, toplumun farklı kesimlerine ERVA’nın sadece sportif başarı hedefleyen bir proje olmadığını, gençleri risklerden koruyan ve geleceğe hazırlayan bütüncül bir model olduğunu anlatabilmekti. Bunun yanında büyüyen yapının sürdürülebilirliğini sağlamak, nitelikli eğitmen kadrolarını korumak, her merkezde aynı kalite standardını oluşturmak ve sahadaki sosyal etkiyi sürekli takip etmek de önemli zorluklarımız arasında yer aldı. Bugün geldiğimiz noktada ise en büyük ihtiyacımız fiziksel büyümeden çok, kurumsal kapasitenin güçlenmesidir. Çünkü ERVA’nın başarısı binalardan değil; insan kaynağından, gönül birliğinden ve güçlü iş birliklerinden beslenmektedir. Türkiye geneline yayılma hedefi açısından baktığımızda ise üç temel ihtiyacımız bulunuyor:

Birincisi; yerel sahiplenme. Her şehrin kendi dinamikleriyle projeyi benimsemesi ve gençler için ortak bir sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.

 

İkincisi; nitelikli insan kaynağı. ERVA’nın felsefesini anlayan, gençlere sadece spor değil rehberlik de yapabilecek eğitmenler yetiştirmek büyük önem taşıyor.

 

Üçüncüsü ise sürdürülebilir iş birlikleri. Kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve hayırseverlerin aynı hedef etrafında buluşması gerekiyor.

ERVA modelinin Türkiye geneline yayılması için hangi adımları planlıyorsunuz? Bakanlık desteği ve ulusal ölçekte standart bir sosyal spor modeli oluşturma hedefinizde neredesiniz?

 

ERVA’yı hiçbir zaman sadece Kayseri’ye ait bir proje olarak görmedik. Çünkü çıkış noktamız yerel olsa da çözmeye çalıştığımız problem ulusal ölçekte bir meseleydi. Gençlerin bağımlılıklardan korunması, sporla buluşturulması, değerler ekseninde yetiştirilmesi ve sosyal risklerden uzak tutulması Türkiye’nin her ilinde ortak bir ihtiyaçtır. Bu nedenle hedefimiz, yalnızca yeni spor okulları açmak değil; uygulanabilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir sosyal spor modeli ortaya koymaktır. Sistem ERVA’nın en önemli gücü, sahada test edilmiş bir sistem oluşturmuş olmasıdır. Mahalle bazlı planlama, risk odaklı gençlik çalışmaları, değerler eğitimi, aile katılımı, düzenli izleme-değerlendirme mekanizmaları ve sportif gelişimi aynı çatı altında buluşturan bir modelden söz ediyoruz. Türkiye geneline yayılma konusunda öncelikli hedefimiz, bu tecrübeyi kurumsal bir çerçeveye dönüştürmek ve standartlaştırmaktır. Çünkü bir modelin büyümesi için sadece iyi niyet yetmez; süreçlerin, eğitim içeriklerinin, performans göstergelerinin ve kalite standartlarının net şekilde tanımlanması gerekir. Bakanlıklarımızla ve ilgili kurumlarımızla yürütülen temaslarda da esas olarak bu yönümüz ilgi görüyor. Çünkü ERVA yalnızca sporcu yetiştiren bir sistem değil, aynı zamanda koruyucu ve önleyici bir gençlik politikası uygulamasıdır. Kayseri dışında Erva modeli örnek alınarak illerin kendi öz isimleri adı altına başlayan illerimiz mevcut olup, projemizi yakın takip eden bilgi alışverişinde bulunduğumuz illerimizde bulunmaktadır.

 

2 3

 

Başka iller de bu modeli uygulamak isterse ne olur? Bir “ERVA modeli” kurulabilmesi için en kritik üç koşul nedir?

 

Birincisi; güçlü bir liderlik ve ortak vizyon.

Çünkü gençlik çalışmaları uzun soluklu işlerdir. Kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin, eğitim camiasının, sivil toplum kuruluşlarının ve hayırseverlerin aynı hedef etrafında birleşmesi gerekir. ERVA’nın başarısının temelinde de bu ortak irade bulunmaktadır.

İkincisi; mahalleye ve insana dokunan saha yaklaşımı.

ERVA’nın merkezinde bina değil insan vardır. Gençlerin ayağına gitmek, riskin yüksek olduğu mahalleleri önceliklendirmek, ailelerle güçlü bağ kurmak ve her genci bireysel olarak takip etmek gerekir. Sadece tesis kurmak, ERVA modeli oluşturmak için yeterli değildir.

Üçüncüsü; değerler eğitimi ile sporu birlikte yürütmek.

Eğer hedef yalnızca sporcu yetiştirmek olursa ortaya başarılı sporcular çıkabilir; ancak ERVA’nın hedefi aynı zamanda karakterli, sorumluluk sahibi ve topluma faydalı bireyler yetiştirmektir. Bu nedenle spor ve değerler eğitimi birbirinden ayrılmaz iki parçadır.

Bizim tecrübemiz şunu gösterdi: Bir şehirde güçlü liderlik, sahaya inen bir yaklaşım ve değer odaklı bir gençlik vizyonu varsa, ERVA modeli başarıyla uygulanabilir. Çünkü mesele spor salonu açmak değil; gençlerin hayatına dokunacak bir ekosistem kurabilmektir.

 

“Bu proje olmasaydı ne olurdu?” sorusunu kendinize sorsaydınız, şimdiye kadar gördüğünüz en çarpıcı örneği nasıl anlatırdınız?

 

Bu proje olmasaydı ne olurdu?’ sorusunun cevabını aslında sahada karşılaştığımız hikâyelerde görüyoruz. Çünkü ERVA’nın kuruluşuna ilham veren şey de bir annenin çaresizlik içinde yükselen feryadıydı.

 

Bugün beni en çok etkileyen örneklerden biri, zamanının büyük bölümünü sokakta geçiren, okuldan uzaklaşmış ve yanlış arkadaş çevresinin etkisine girmeye başlamış bir gencin hikâyesidir. İlk geldiğinde ne bir hedefi vardı ne de kendine dair bir umudu. Antrenmanlara düzensiz katılıyor, iletişim kurmaktan kaçınıyor ve gelecekle ilgili hiçbir plan yapmıyordu. Aylar içinde antrenörlerinin desteği, arkadaş çevresinin değişmesi ve ERVA’nın oluşturduğu aidiyet duygusuyla bambaşka bir dönüşüm yaşadı. Önce spora bağlandı, sonra okuluna daha düzenli devam etmeye başladı. Ardından müsabakalara katıldı ve hayatında ilk kez kendisiyle gurur duyduğu bir başarı elde etti. Şimdi dönüp baktığımızda kendimize şu soruyu soruyoruz: Eğer ERVA o mahallede olmasaydı, o genç bugün nerede olurdu? İşte bu sorunun cevabını kesin olarak bilemeyiz. Ancak şunu biliyoruz; bugün bulunduğu noktada olmayabilirdi.

 

Bakanlık görüşmeleri devam ediyor, ulusal ölçeklendirme hedefleniyor. Beş yıl sonra ERVA’yı nerede görmek istiyorsunuz?

 

Beş yıl sonra ERVA’yı sadece daha fazla ilde faaliyet gösteren bir proje olarak değil, Türkiye’nin gençlik politikalarına yön veren örnek bir sosyal dönüşüm modeli olarak görmek istiyoruz. Bizim hedefimiz sayıların büyümesi kadar, etkinin derinleşmesidir. Daha fazla spor okulu açmak elbette önemli; ancak asıl başarımızın, daha fazla gencin hayatına dokunabilmek, daha fazla aileye umut olabilmek ve daha fazla mahallede sosyal dönüşüm oluşturabilmek olacağına inanıyoruz. Beş yıl sonra hayalimiz, Türkiye’nin dört bir yanında gençlerin sporla buluştuğu, değerler eğitimi aldığı, kendini geliştirdiği ve geleceğe umutla baktığı bir ERVA ekosistemi oluşturmaktır.

 

4 5

 

ERVA’nın duygusunu nasıl tanımlarsınız?

 

ERVA’nın duygusunu tek bir kelimeyle anlatacak olsam, o kelime ‘UMUT’ olurdu. Çünkü ERVA bir spor salonunda başlayan değil, bir annenin gözyaşında filizlenen bir hikâyedir. O nedenle içinde sadece sporun heyecanı değil, bir annenin duası, bir babanın beklentisi ve bir gencin hayalleri vardır. ERVA’nın duygusu; kaybolduğunu düşünen bir gencin yeniden kendine inanmasıdır. Bir annenin evladına umutla bakabilmesidir. Bir mahallenin çocuk sesleriyle yeniden canlanmasıdır. Burada madalyalar kazanılır, kupalar kaldırılır; ama aslında kazanılan şey çok daha büyüktür. Kazanılan, bir gencin geleceğidir.

7 6

ERVA duygusunu nasıl tanımlardınız?

 

ERVA; bir annenin gözyaşından doğan, bir şehrin sahip çıktığı ve binlerce gencin umuduna dönüşen iyilik hareketidir.

 

Sizi çok etkileyen ERVA, insan hikayelerini dinlemek isterdik

 

ERVA’ya gelen gencimiz ERVA’ya ilk geldiğinde kimseyle konuşmuyor, göz teması kurmuyor, kendine güvenmiyordu. Antrenörleri onu sabırla dinledi, arkadaşları arasına aldı. Aylar sonra bir müsabakaya çıktı ve madalya kazandı. Ama bizi duygulandıran madalya değildi. Madalyayı annesinin boynuna takıp ‘Bu senin’ demesiydi.

“Madalyayı annesinin boynuna takıp ‘Bu senin’ dedi.”

 

Vali Gökmen Çiçek bu sahneyi anlatırken, ERVA’nın neyi hedeflediği bir kez daha netleşiyor. Rakamlar büyüyebilir, iller çoğalabilir, bakanlık görüşmeleri sonuç verebilir ama projenin özü hep aynı yerde duruyor: bir çocuğun yeniden kendine inanması.

 

Ulusal ölçekte bir sosyal spor modeline dönüşmek kolay bir hedef değil. Bunun için güçlü liderlik, mahalleye inen bir saha anlayışı ve sporu değerlerle harmanlayan bir vizyon gerekiyor. ERVA bunu Kayseri’de yaşatmayı başardı. Soru şimdi şu: Başka şehirler bu sorumluluğu alabilecek mi?

Cevabı henüz bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz bir genç madalyasını annesine verdiğinde, bunun adı şampiyonluk değil; dönüşümdür.

 

Röportaj: Hüsamettin Oğuz

 

Kayseri’den Türkiye’ye: ERVA’nın Yolculuğu
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter